Hayatım Hakkında

Bir blogum olduğunu dahi unuttum.

    Geçmişteki yazılarımı yazdığım gibi bir gece ki bu, aklıma geldi yazdıklarım. Bir süre adını hatırlamaya bu hesaba girmeye çalıştım. Yazdıklarımı okudum, güldüm. Hayatımın ne kadar değiştiğini benim ne kadar değiştiğimi düşündüm. 

    Hiç olmadığım kadar yalnızım üstelik etrafımda hep insanlar varken. Hayatta yalnız olduğumu tamamen kavrayıp kabullenmem 24 yılımı aldı. Belki hep kalabalık bir hayatım olduğu için belki de yanlış yorumlamalar yaptığım için böyle oldu ama işin ucu buna vardı. 24 yaş depresyonu denilen şeyi en ağır şekilde yaşıyorum. Kariyerimin ilk yılı çok kötü ve kendi açımdan hayal kırıklığıyken ikinci yılı neredeyse tamamen işsiz geçiyor. Hem fizik hem de ruh sağlığım yerinde değil ve düzenli olarak hastaneye yolu düşen iki haftada bir psikoloğuyla görüşen birine dönüştüm.

    Hayatın beni getirdiği ya da benim hayatımı getirdiğim bu noktada birbirini takip eden yıllar hep bana yaşadığım en kötü yıl ünvanını verdirtiyor. Bu kadar karamsar olduğum bir dönemin geleceğini tahmin dahi etmemişken ara ara intiharın çok da saçma bir fikir olmadığını düşündüğüm dönemler geçiriyorum. Bunların hepsinden ne kadar şikayetçi olsam da beni ben yapan unsurlar olarak kabullenmiş ve bu durumla barışmış haldeyim. Üstelik kendimi tanıma olgunluğuna eriştiğimi hissettiğimden beri bu kötü psikolojime teşekkür dahi ettiğim oldu.

    Sürekli dışa dönük, insanlarla hatta kalabalıklarla iç içe yaşadığım hayatımı; şuan içinde bulunduğum ilişki ve bunalımları ile başlayan sonrasında da sırayla bir çok berbat durumun üst üste gelmesiyle, her geçen gün daha da içime döndürdüm. Daha çok kendimle yaşadığımda daha çok kendimi keşfettim. Kimseye itiraf edemediğim gerçeklerimi kendimle rahat konuşur hale geldim. Sorunlarımın farkındayım, neden çözülmediklerinin de. 

    İnsan sanırım gerçekten hayata karşı farkındalığı ve bilgeliği arttıkça acısı da büyüyen bir varlık.


Yorumlar

Popüler Yayınlar